Ayrıntılar ve açıklamaları…

Ayrıntıları yakalamaya hep hazırım. Sanki elimde her daim bi cımbız sürekli hayattaki ayrıntıları çekip çıkarıyorum. Peşinden sorular sıralanıyor. Sorulara yanıt ararken birilerini sıkıyorum, birileriyle de daha sağlıklı iletişim kurabiliyorum. Eninde sonunda ayrıntı, ana fikre ulaştırıyor. Bu çoğu zaman çok eğlenceli olabiliyor. Bakınız “Lost”.

 

Hayattaki ayrıntıları, ayrıntılı incelememde en zevkli olan reklâmları incelemek olmuştur. İster tv, ister radyo, isterse açık hava reklâmları hep benim kendimce incelemelerime maruz kalmıştır. Aynı edebiyat dersindeki “şair/yazar ne demek istemiş” lere benzer bu… Firma burada ne demek istemiş?

 

Mesela; hiç dikkat ettiniz mi? Neden saat reklâmlarında kullanılan saat görsellerinde saatler hep onu on geçer? Uzunca süre gözetim altına aldım bu durumu… Bir tesadüf müydü bu? Yoksa saatler yeni imal edildiklerinde ve henüz çalışmadıklarında hep onu on geçere mi ayarlanıyordu? Ya da bunun altında psikolojik bir “gel vatandaş gel bu saati al” mesajı veren bilinçaltı reklâmımı yatıyordu? Ve sonunda bu ayrıntının merakı beni bir sonuca ulaştırdı. Akrep ve yelkovan size kucak açıyormuş gibi pozitif bir çekicilik sağladığı için hep saat reklâmları onu on geçere ayarlanıyormuş. Bu bilgiyi tesadüfen tanıştığım çok ünlü bir saat firmasının üst düzey bir yetkilisinden öğrendim ve soru işaretleri silindi.

 

Fakat benim bununla yetinmem mümkün değil. Peki, saat neden hep saat yönünde yani sağa doğru dönüyordu? Niye sola doğru dönen bir saat yoktu? Bu önüne geçilemez ayrıntı merakımın faydası olan cevaplardan biride bu işte… İlk saat mısırlılar tarafından güneş saati olarak bulunmuş. Yere dikilen bir sopa sayesinde güneşin hareketi yerde çok daha iyi inceleniyor ve sopanın gölgesi takip edilerek, saat takip edilebiliyormuş. Bu gölge Mısır’da saat yönünde, yani sağa doğru hareket ediyor. O gün bugün saatler hep sağa yani saat yönünde hareket ediyor.

 

Bilgilenmeyi seviyorum. Gerekli ya da gereksiz bilgiler bana zarar değil fayda sağlar düşüncesindeyim. Özellikle ayrıntılar gözden kaçırılmamalı… Bana göre hayat çoğunlukla ayrıntılarda gizli… Ayrıntılarla sonuca ulaşmakta mümkün, ayrıntılarla sonuçtan uzaklaşmakta… Aradaki dengeyi kurmak önemli galiba…

 

Şunun iyi farkındayım ki “Lost” tam anlamıyla bir ayrıntı avı… “Lost” bağımlıları şöyle bi yerlerinde doğruldu sanki hıı? Bilmeyenlerde soru işaretli gözlerle mi bakıyor ne? Neyse efendim “Lost” Amerikan abc kanalında yayımlanan bir dizi… Sidney’den Newyork’a giden bir uçağın okyanus üzerinde düşmesi sonucu hayatta kalanların başlarından geçenleri konu alıyor. Macera canım ne var ki onda demeyin bağımlılık yapıyor. Ayrıntıları kaçırdınız mı dizinin tadı kalmıyor benden söylemesi…

 

“Los”t meraklıları için bazı bilgiler;

 

Yoon-jin Kim, yapımcılar tarafından önce Kate karakteri olarak düşünülmüş fakat daha sonradan vazgeçilerek Yoon-jin Kim için Sun karakteri yaratılmıştır.
 

Dizide Sawyer karakterini canlandıran Josh Holloway, People Dergisi'nin seçtiği "Dünyanın En Güzel 50 İnsanı 2005" listesinde yer almaktadır.
 

Jack rolü için ilk önce Micheal Keaton seçilmiş ve Jack karakterinin ilk bölümde ölmesi düşünülmüştür. Fakat daha sonra Jack karakterinin dizide lider konumunda olmasına karar verilmiş ve Micheal Keaton yerine Matthew Fox, Jack olarak seçilmiştir.
 

Dizide Jin karakteri ile tanıdığımız Daniel Dae Kim, People Dergisi'nin 2005 yılı, "Yaşayan En Seksi Erkek" listesinde yer alıyor.
 

Adada yer alan uçak enkazı Delta Airlines'tan bir girişimci tarafından 50.000 bin dolara satın alınmış, ABC/Touchstone'a dizide kullanılmak üzere 200.000 dolara satılmıştır.
 

Sawyer'ın dizide okuduğu "Watership Down" isimli kitabın yazarı Richard Adams'tır. Watership Down bir grup kayıp (lost) tavşanın, yeni yuva aramalarını konu alan bir masaldır.
 

Lost'un ilk bölümü ABC'de 18.65 milyon kişi tarafından izlenmiştir.
 

Dizide Ethan karakteri ile tanınan William Mapother, Tom Cruise'un kuzenidir. 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !